29 Mart 2012 Perşembe

Beklenen sabah...

Bir sabah yalnız uyanınca duymayacaksın o sesi başucunda!
Bir sabah olup uyanınca anlayacaksın dört duvar arasında!
Eninde sonunda yalnızsın... Yalnız kalacaksın...
Kalbindeki çiçekler kuruyup, dökülecekler...
Eninde sonunda yalnızsın, yalnız kalacaksın...
Yüzündeki baharlar sararıp, solacaklar!
Ahh! Kalbim bir ıslak kelebek...
Nasıl da uçuyor sana, nasıl da duymuyor beni...
Eninde sonunda zaman bir çocuğun 'katili'...
Nasıl da geçiyor ama, nasıl da silmiyor seni içimden, dışımdan...
Hayat yalanın ta kendisi, nasıl da dönüyor dünya, nasıl da vermiyor geri...
Elimde yüzümde 'yalan bir masal'ın izleri...
Nasıl inanıp sana, nasıl da ölüyor yine!
Kalbim bir ıslak kelebek;
Nasıl inanıp sana, nasıl da ölüyor yine...

...ve bir sabah yalnızlığın soğuk kollarında, tarifi mümkün olamayan, anlatamadığın bir rüyadan sen yapayalnız uyandığında, güneş eskisi gibi öpüp seni, kirpiklerinde parlamadığında ve temizleyemediğinde artık yağmurlar kalbini ve affedemediğinde artık tanrı bizi, sevmediğinde, konuşmadığında biz hangi şarkıyla uyuyacağız çocuk...?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder