9 Şubat 2014 Pazar

tut yüreğimden ustam

Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerimde müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sukut.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin.

Ustam,
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden. 

Beni herkes sevdaya asi sanır,
Oysa aşk, beni nerde görse tanır,
Hasret tanır,
Zulüm tanır,
Ölüm tanır,
Yüzüm yüzümden utanır.

Yorgunum ustam;
Ne katıksız somun isterim senden,
Ne bir tas su,
Ne taş yastıkta bir gece uykusu.
Var gücünle asıl sükunetime,
Çığlığım kopsun, 
Uzat ellerini güneşe dokun,
Uyandır uykusundan,
Tut yüreğimden ustam tut,
Tut beni, sür güne...

30 Ekim 2013 Çarşamba

yarım kalan şarkı

Ve durdu saatler
Susuyor seni zaman
Sesin döndü kulağımda
Dedi uykudan uyan
Yine böyle bir aksamdı
Sen gülüyordun ya gözlerimin içine
Fesleğenler boy vermişti
Gökten parlak bir yıldız düştü peşine
Sakladım gözyaşlarımı bir gün geri dönersin diye
Soldu resimler hatıranla, lalalalaaaa
Sakladım gözyaşlarımı bir gün geri dönersin diye
Soldu resimler hatıranla geçti baharın söndü bile bile
Şarkılar söyledi rüzgâr
Boş bir şarap şişesinin dudağından
Kalbim öyle bir yanmış ki
Silinmiyor yüzün hiç yüzümün yarısından
Sakladım gözyaşlarımı bir gün geri dönersin diye
Soldu resimler hatıranla, lalalalaaaa
Sakladım gözyaşlarımı bir gün geri dönersin diye
Soldu resimler hatıranla geçti baharın söndü bile bile


31 Ağustos 2013 Cumartesi

çığlık...



Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda.
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor.
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum....

Biraz kırgın.
Biraz da kirletti sensizlik beni!
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
“İyiyimler” yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.
Gel diye beklemiyorum artık,
Hatta istemiyorum gelmeni.
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum.
Benim derdim yeter bana banane!
Alıştım mı yokluğuna?
Vaz mı geçiyorum, varlığından?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem...

28 Mart 2013 Perşembe

dağınık...

Evimin, şu talan olmuş yüreğimin dağınıklığını bağışla.Otur şöyle, bir sigara yak(ayım). Konuşalım. Sözcüklerle değil, sevdamızla konuşalım. Anlatalım herşeyi. Sonra söz bitsin. Ölüme kadar yalnızca susalım.Affet beni, seni aşkın o dünyevi oyunlarından mahrum bıraktım. Belki de bunun için gözyaşlarıyla kazandığın ve yitirmekten çok korktuğun bir sevgiliyi sever gibi değil, sesini birtürlü susturamadığın vicdanını ya da o kusursuz ve daimi sevgisinden bunaldığın ve bu yüzden incitmekten asla çekinmediğin....
sever gibi sevdin beni...

17 Mart 2013 Pazar

can yoldaşım


Buz kesti yüreğimi; sen yoksun diye.
Odamda öylesine tek başına dolanır dururum gecelerce...
Elimde senin resmin:
Hani şu çerçevesiyle getirdiğin!
Ve bir anı gözlerimde...
Islanırken akan damlaların altında sıkıca sarılmıştın bana !
Kulağına fısıldamıştım, hatırla:
''Sana benden, bana senden başka herkes yabancı herkes el.
Birgün ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım; asla birbirimizi bırakmak yok, terketmek yok asla!''
Ama şimdi bilmiyorum...
Neredesin, nerede?

24 Ocak 2013 Perşembe

sen...


Sen;  yaşadığım tek pişmanlığım,

 Yüzümdeki çizgim, kalbimdeki ahım!

 Sığındığım liman, sarıldığım yılan;

 Bi baş belası...

Sen;  her gördüğümde acıyarak baktığım,

 Ve ağıtlarla arkamda bıraktığım!

 Hayatımın en büyük hatasısın, sen...

Ve ben; bir gülüşün uğruna dünyayı veren,

 Karşılıksız, çıkarsız, delice seven!

 Bugünlerde seni kalem kalem silen...

 Yine ben; kaçırdığın belki de en büyük şansın,

 İlk göz ağrın, hesapta yol arkadaşın!

 Şimdilerde izine az rastladığın...

Sen; her gördüğümde acıyarak baktığım,

 Ve ağıtlarla arkamda bıraktığın!

 Hayatımın en büyük hatasısın, sen...

Sen;  yaşadığım tek pişmanlığım,

 Yüzümdeki çizgim, kalbimdeki ahım!

 Sığındığım liman, sarıldığım yılan;

 Bi baş belası...

Sen;  her gördüğümde acıyarak baktığım,

 Ve ağıtlarla arkamda bıraktığım!

 Hayatımın en büyük hatasısın, sen...

Ve ben; bir gülüşün uğruna dünyayı veren,

 Karşılıksız, çıkarsız, delice seven!

 Bugünlerde seni kalem kalem silen...

 Yine ben; kaçırdığın belki de en büyük şansın,

İlk göz ağrın, hesapta yol arkadaşın!

 Şimdilerde izine az rastladığın...

Sen; her gördüğümde acıyarak baktığım,

 Ve ağıtlarla arkamda bıraktığın!

 Hayatımın en büyük hatasısın; sen...

2 Ocak 2013 Çarşamba

son nefes...

Öyle çok şey var ki,
Şimdi burada anlatmak istemiyorum..
Sen de ince sorularınla
Beni incitmesen, iyi olur..

Yağmurlu ve uzun bir yolu
Düşe-kalka yürümeye çalıştık
Ve inanılmayacak kadar duygusal
Bir geçmişimiz oldu seninle..
Üstelik biz bunu, bir ömür boyu
Sürüp gider sanmıştık..

Beni tutma, böyle sahnelere gelemem.
Beni tutma, çok kötü yanılırsın.
Yıllardır öyle biriktim ve öyle gerildim ki
Şimdi topyekün boşalırım,
Toz olur dağılırsın..

Sen benim en ince telimden
Türkümü çaldın.
Sen benim en ücra duygularımı
Talan ederek beslendin.

Her şeyin merkezi sendin,
Her şey senin etrafında dönerdi.
Bar köşelerinde tükenip
Kaldırımlarda sınarken kendimi,
Gelip sana sığınırdım,
Umutlarım bir kez daha gümlerdi..

Beni tutma, şantajlara boyun eğmem.
Beni tutma, hırsımdan çatlarım.
Yıllardır öyle sabrettim ve öyle doldum ki
Şimdi yanardağlar gibi
Birdenbire patlarım..

Bir yavru serçe, hayata alışır gibi
Ağzım açık bağlandım sana.
Bir topal karınca, yuvasına yaklaşır gibi
Titredim, heyecanlandım sana.

Bu akşam, çekip gitmek adına
Bütün ömrümü ve seni sildim.
Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda,
Zavallı bir figürandım sadece.
Anlatamam..
Kumlara yazılmış sözcükler kadar
Kısacıktı ümidim.
Ve anladım ki birtakım şeyleri
Ben daha ilk dalgayla yitirdim..

Beni tutma, ben senin dizlerine çökemem
Beni tutma, elinde kalırım, kırılırım.
Yıllardır öyle daraldım ve öyle bunaldım ki
Şimdi bir saniye bile oyalarsan,
İnan ki çıldırırım...

Sen, kalbimi emanet edecek kadar
Güvendiğim, dost bildiğim..
Sen bir lokmayı bile,
Tek başıma hazmedemeyip
Birlikte yediğim..
Sen, yatalak olsan, altına yapsan bile
İğrenmeden alırım dediğim..
Bu nasıl insanlıkmış ulan,
Bu nasıl arkadaşlık, bu nasıl vefa?
Bu nasıl acıymış ulan,
Bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa?

Beni tutma, gazabım yakar ellerini.
Beni tutma, hurdahaş olursun.
Yıllardır öyle kırıldım ve öyle küstüm ki
Şimdi bir ah ederim,
Kaskatı kesilir, taş olursun..

Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyayı
Ama sen körsün, ısrarla görmüyorsun.
Ben şimdi beynine çakıyorum hayatı
Ama bir türlü algılamak istemiyorsun.

Peki, benim gördüklerimi gördün
Ve yaşadıklarımı hiç yaşadın mı sen?
Peki, devrik heykellerin önünde,
Düşsüz yanılgıları ve yüce gururlarıyla,
Yoksul fakat dürüst,
Çıplak bir sütun gibi dimdik duranların
Acısını hiç taşıdın mı sen?

Beni tutma, gömleğim kan içinde.
Beni tutma, darmaduman olursun.
Yıllardır öyle çok yedim ve öyle çok doydum ki
Şimdi bir tükürürüm
Havan bozulur, rezil olursun..

Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler
Her devirde borusu ötenler!
Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler,
Ey, sümüklü böcekler!
Ey, bölenler, bölüşenler,
Kardeşi kardeşe kırdırıp kanla sevişenler!
Ey, gençliğimizi harcayanlar,
Ey, kağıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanlar!
Ey, ciğeri beş para etmezler,
Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar!
Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar,
Vurguncular, voliciler, üçkağıtçılar!
Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsam parazitleri, bitler,
Ey kudurmuş itler!
Ey, yüzü yırtılmış köçekler, fırıldak varyeteler,
Ve ey, dinsiz-imansız çeteler!

Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı,
Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı!
Yıllardır öyle çok sömürdünüz
Ve öyle çok kan kusturdunuz ki;
Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!.

7 Aralık 2012 Cuma

Beni Biraz Anlasaydın...

 
 

                                                                  Beni biraz anlasaydın;


Darılmazdık
Bana biraz katlansaydın
Ayrılmazdık

Böyle mi tanıdın
Böyle mi anladın
Yıllardan beri beni
Kolay mı ayrılık

Unutmak veda etmek
Terk etmek seni
Ömrünce ızdırap
Ömrünce bin çile

Çekmek istemiyorsan
Son bir defa daha
Dinleyip de öyle git
Sevdiğim beni

Hala seni seviyorum
Mutluluğum diyorum
Ayrılık zor biliyorum

4 Aralık 2012 Salı

gel!!!

Gel seninle bir kez daha ağlayalım. Yaşanmışlara, yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanmayacaklara...





22 Ekim 2012 Pazartesi

aklım başka, bedenim başka yerde...

Farzet ki, yazdıklarımı anlayabildin..
Ya anlayamadıkların ?
Ya yazıp da sildiklerim ?
Ya yazamadıklarım ???

3 Ekim 2012 Çarşamba

30 Eylül 2012 Pazar

mutlu yıllar...


Benim için siler misin geceyi gökyüzünden
Benim için tutar mısın kendi ellerinden
Benim için okşar mısın saçının her telini
Kendin için yakar mısın mumları bu gece
Mutlu yıllar mutlu yıllar sevgilim
Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar
Çok yalnızlar ellerinde yıldızlar
Bekliyorlar bizim için bir şarkı çal
Mutlu yıllar mutlu yıllar sevgilim
Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar
Çok yalnızlar kalplerinde umutlar
Bekliyorlar bizim için bir şarkı çal
Sessizliğin içindeyim
Çok karanlık bir yerdeyim
Uzatma ellerini
Korkuyorum derindeyim
Nefesim biter sesim yetmez

Çıkmaz sana yollar
Güneş doğar güneş batar
Kayıp bize yıllar
Şarkı susar gün yine başlar
Kim bilir bir gün güneş yine bizim için doğar
Mutlu yıllar mutlu yıllar sevgilim
Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar
Çok yalnızlar ellerinde yıldızlar
Bekliyorlar bizim için bir şarkı çal
Mutlu yıllar mutlu yıllar sevgilim
Sensiz kutlar bu gece tüm aşıklar
Çok yalnızlar kalplerinde umutlar
Bekliyorlar bizim için bir şarkı çal

29 Eylül 2012 Cumartesi

sab'r

Vakit hızla ilerliyor. Penceremde sonbaharın serin nefesini ciğerlerime çekerken gözlerim bir refleksle kapanıyor. Geçmiş rehin alıyor beni! Şimdiki zamanla kendimi 'ben' hissettiğim zaman arasında can çekişiyor ruhum... Korkuyorum ve tekrar açıyorum gözlerimi; göremesem de güneşin bir yerleri yalayarak doğduğum toprakları aydınlatmak için  buraya doğru gümbür gümbür aktığını hissedebiliyorum! Tanrının yarattığı canlıların çoğu uyku halinde. Her biri bir diğerinin hayatına etki etmek için yaratıldığının farkında bile değil! Biri umarsızca, belki de başka birinin heyecanıyla uyurken, diğeri tüm hücrelerine kadar 'o'nunla dolu olduğu halde uykusu gelir umuduyla bir sigara daha yakıyor... Kaçış mümkün değil! O kadar kusursuzca yazılmış ki kader senaryosu; farklı coğrafyalardan kalkıp geldiğin yerde birinin fiziğini sorgularken onun kimyasına karıştığını hissettiğinde hiçbir şeyin farkında değilsindir... Halbuki o dakika orada olabilmen için binlerce rastlantının biribirini tamamlaması gerekiyor! Bir de diğer hayatı hesaba katarsak bu iki katı rastlantı demektir. Sonuç olarak yürüdüğümü hayal ettiğim o cadde 1081 kilometre uzağımda ve düşündüğüm o insan belki de başka birinin hayatına etki edeceği sabaha uyanacak... Yani rastlantı yok! Ardı arkasına yaşanmayı bekleyen zamanlar var...
 
                                                                                                   Ya sab'r!!!
                                                                                                    



 10.09.2012 03:36am
Malatya                          

12 Eylül 2012 Çarşamba

Göksel - Yalnız Kuş




                                         senin gökyüzünde benim yerim yoktu,
                                      kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu...

9 Ağustos 2012 Perşembe

kimdi giden kimdi kalan?

Kimdi giden, kimdi kalan
Giden mi suçludur her zaman
Ne zaman başlar ayrılıklar        

Aşklar biter ne zaman

Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu her şey kendiliğinden


Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden

Kimdi giden, kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de bu yüzden gitmiştir zaten

bir bilseydin...




çektin gittin ne diyebilirim?
sen de sevdin buna da eminim!!!

25 Temmuz 2012 Çarşamba

doğum günü_



Bir yenisi daha eklendi; iyi yada kötü, huzurlu yada ıslak, sıcak yada eksik, bana ait; 60'lar, 24'ler, 7'ler, 52'ler, 365'ler...
Ve en çekilmez olan son  6 saat...
Evet bana ait tam 27 yıl!
Doğum günüm kutlu olsun...          
                              
                                                         

                                                                                                                                         MALATYA

12 Haziran 2012 Salı

seven bilir...


Yine sonu gelmeyen bir gece...
Yine bitmeyen bir sensizlik...
Yıldızlara sor onlar şahit: 
Sevenler gece ölür bunu çeken bilir... 
Ben bilirim, ben!


11 Haziran 2012 Pazartesi

adı ''aşk'' bu eziyetin...


Hedef olup vursan da 
Özenli sözlerin oklarıyla 
Süslemedim harfleri 
Adını oluşturanların dışında 
Dökmedim yüreğimi 
Kimsenin gözlerine 
Ey aşk beni yağmala 
Ateş et arka arkaya aşk 
Beni tara 
Bitsin hiç bir şey umrumda değil 
Dağlarım yaralarımı çabuk geçsin 
Öğrenirken hasretinle sevişmeyi 
Göz yaşlarım akabilirler özgürce 
İçimde öyle güzelsin ki
Onu kirletmeyeceğim seninle 


10 Haziran 2012 Pazar

7 Haziran 2012 Perşembe

Gam Tozu


Şah damarım attıkça yaşını silerim çeşmin, solar hayat resmin... 
Umut nerdesin,yine bittin, nerelere gittin ben seni göremeden? 


2 Haziran 2012 Cumartesi

sarhoş yakamoz



Görmemem mi lazım ? 
Derin ki bu yara kalbim nasıl kapansın ? 
Can mı lazım? 
O da gitti ki zaten altı üstü kalsın 
Sevmemem mi lazım ? 
Gelsin de dilim bunu kalbime bir anlatsın...


17 Mayıs 2012 Perşembe

Gitmek...

Bazen gitmek gerekirmiş,
Sevgilinin dudağından " GİT " düşmeden önce,
Düşmemek için gözünden de...




10 Mayıs 2012 Perşembe

Bugün...


Bugün resmine dokundum ben ,
Öptüm yine yine.
Zaman ağır ol henüz erken,
Demek için güle güle.
Sesini özledim ,
Özledim çok.
Haberim yok ,
Durmuş dünya niye
Seninle birlikte kaybolanları,
Arıyorum başka şeylerde.
Aşk şarkısı değil bu, geldi içimden .
Gülümse bir kez benim için eğer duyuyorsan.
Nehrim ol gel ak yine,
Kelebek ol gel uç yine ,
Çiçeğim ol gel aç yine,
Rüzgar ol..


6 Mayıs 2012 Pazar

Yarım...

Gülmeyi Gazipaşada'da bıraktım, coşkuyu Ziyapaşa'da, aşkı Barajyolun'da .. 


Taşköprü kadar yorgun, Tepebag kadar yıkık, Kiremithane kadar belalı, 


Otogar kadar vedalara alışık, Çakmak caddesi kadar kalabalık, Adana gibiyim yani ; 


Uzaktan ışıl ışıl ama aslında yorgun ve her şeye rağmen Büyüksaat gibi dimdik ayakta..



30 Nisan 2012 Pazartesi

Sen Bilemezsin!

''Sen bilemezsin geceyi.. 
Geceleri sokak lambaları altında oturan yalnızlıkları.. 
Kaç gece sana dağlardan şarkılarını yolladı rüzgarlarla..? 
Sen, kaç geceye dost oldun.. Kaç saat dayanabildin .. 
Kıvrıldığın yerde uykuya mı daldın hep...? 
Sen bilemezsin yalnızlığı... 
Hiç ses duymadığın bir yalnızlık yasadın mı? 
Sen kaç yalnızlığa dost oldun.. 
Kaç saat dayanabildin ona.. 
Yüzüne kaç kapı kapayıp kaçtın yalnızlıkların...? 
Sen bilemezsin ağlamayı... 
Gözlerin dolduğu anları ağlamaktan mı sayıyorsun hala? 
Sen, kaç kez bir basına ağladın.. 
Kaç saat dayanabildin gözyaşlarına.. 
Ellerinle yüzünü kapatıp, kendinden mi sakladın hıçkırıklarını...? Sen bilemezsin içmeyi... 
Şişenin dibini bulduğun an midir sana göre içmek..? 
Sen kaç kez, şarap tadında buruk şarkılar söyledin.. 
Kaç saat dayanabildin sarhoşluğuna.. 
Kadehini aklındakilerle mi yoksa yüreğindekilerle mi içtin...? 
Sen bilmezsin sevgiyi... 
Sevgi dediğin sadece seni sevenleri mi sevmek? 
Kaç vakit ayırabildin sevmeye.. 
Sadece severek kaç vakit dayanabildin.. 
İçinde öldürdüğün sevgilerin sahipleri nerede! 
Kaç kalpten ceketini alıp cıktın şimdiye dek...? ''


17 Nisan 2012 Salı


Tamam gelme!

Ben de başka bir "hikaye"bulurum kendime,

Sen gibi olmasa da... 

O'nu da başka severim.

İnkar etmem varlığını,

Bende meşgul ettiğin yeri kopartır,"eksik yaşarım"

Bir daha aynı yerden kimseyi sevemem...


12 Nisan 2012 Perşembe

Balım ve Agâh...

Kızlarım, oğullarım var gelecekte..
Her biri vazgeçilmez cihan parçası..
Kaç bin yıllık hasretimin koncası..
Gözlerinden, gözlerinden öperim!
Bir umudum sende: ANLIYOR MUSUN?



Ayrılmayalım...



Her akşam yattığında, dört duvarın arasında..
Sessiz sessiz ağlarsın; yalnızlığın koynunda!
Acı veren bu günleri unutursun zamanla..
Kötü gider, güzel kalır; yaraların kuruyunca!
İşte o an dudakların susar, dinler kalbini..
Birer birer yakarsın aynalarda kendini!
Gel dönelim kıyısından, cehennemin kapısından..
Henüz daha uçmadan uçurumdan, uçurumdan..
Ayrılmayalım... Yol yakınken dönelim sevgilim!
Ayrılmayalım... Yol yakınken, yol yakınken dönelim...

Ahir Zamanlar...

Her yere izler bırakıyorum:
Olur da bir an; ''beni hala düşünüyor mu?'' diye düşündüğünde, aklına gelen ilk yere baktığında bile, yaptığımın düşünmekten öte olduğunu görebil diye...
Hangi zaman aralığında,
Hangi renkte bulursun beni bilmiyorum!
Ahir zamanlarda bekliyorum...

8 Nisan 2012 Pazar

7 Nisan 2012 Cumartesi

Tanrı bizi sorduğunda; ben sessiz kalacağım...

Yarın çok geç olacak. 
Bugün henüz, henüz erken. 
Büyüdükçe güzelliğini kaybeden her şey gibi; 
Sen de, ben de kaybedeceğiz. 

Yarın çok geç olacak. 
Bugün henüz, henüz erken.
Büyüdükçe masumiyetini yitiren herkes gibi; 
Sen de, ben de yitireceğiz.. 

Sen yağmurları sevdiğinde; ben vazgeçmiş olacağım.
Bu şehir ismimizi bildiğinde; ben gitmiş olacağım.
Al elimi koy kalbine, seni son kez duyacağım.
Tanrı bizi sorduğunda; ben sessiz kalacağım..


6 Nisan 2012 Cuma

Unuttun mu?

Parmak uçlarımda yürütüyorum şüpheyi:
Sen uyanmayasın diye!
Benim gözlerimdense bembeyaz bir uyku akıyor:
Kömür, katran gecelerime...
Yüreklere cevabı mahşer sorularla yöneliyorum:
Silinmeyen bilinmeze,
Bilinmeyen silinmeze...

soğuk odalar...


Durdu zaman bir şey diyemedim
Gitmek istedin ve gittin
Aynı gökyüzünde,ayrıydı güneşin
Söyle bari iyi misin
Burası soğuk soğuk odalar
Yoksun neye yarar
Örtünsem kat kat yorganlar aman
Soğuk soğuk olanlar
Vurdum dibe kadar
Halimden yalnız uyuyanlar anlar
Soğuk,soğuk odalar
Yoksun neye yarar
Örtünsem kat kat yorganlar aman
soğuk soğuk olanlar
Vurdum dibe kadar
Halimden yalnız uyuyanlar anlar

5 Nisan 2012 Perşembe

Mohsen Namjoo Nobahari (Farsça)



Olur da olamazsam buralarda, yanağındaki küçük çukura saklanmak istiyorum, Uyumak.. Yüzyıllarca uyumak..
İlla isim konulacaksa ben masal değil hayat demekten yanayım Bu yolları yan yana yürümekten yanayım..
Erguvanlar açmaya başladı. Mavi mi pembe mi ayırt edemiyorum renkleri, Kokuna bir isim bulmaya çalışmaktan da vazgeçtim.
Geldiğinde bir masada kahvemizi yudumlayıp, heyecanla dedikodu yapacağız, Sana kaçırmadan anlatmam gereken aylar biriktirdim..
Biraz sessizlik olacak sonra sen hüzünlü gözlerini uzaklara salacaksın.
Cümlelerim topallayacak, Ağır aksak kelimelerle soracağım; Nasılsın? Nasılsın derken bile iyi olmana dualar ediyor olacağım..
Hiçbir sözümüz umutsuzluk taşımayacak, İnanacağız, inandıracağız; yaşadığımız cehennemin cennete dönüşeceğine.
Herkesin unuttuğu küçük bir çocuğa gülümseyerek, insanların koşarak geçerken fark etmediği selpakçı amcanın gülüşüne karşılık vererek..
Ve bırakarak bu dünyanın tüm kandırmacılarını kendimize insanca bir yol çizeceğiz! Gelmek isteyen ardımıza düşecek..
Gel ! Orada mutlu olduğunu biliyorum ama inan bencilce değil bu isteğim.
Birgün hiç gelmemeye karar vererek gidersen,bavulumu hazırladım geçmişi koymadım içine,adı ‘ geçmiş’ olacak gelecekleri beraber yaşayalım diye !
Gitme ! Seni şah damarıma sakladım. Adım atarsan yırtılır derim, kanar dizlerim. Ölürüm.Bir daha ayrılığı kaldıramam. Yüküm ağır !
Susma ! Kelimelerin senin ayak izlerin. Nereye gittiğini bulamazsa ölür benim ellerim !
Seni Seviyorum ...



Bulanık...

Dicle bulanıktı yine ben dokunurken gözlerimle!
Eğildim, bıraktım kafamın içindekilerini...
Aktı bulanık suya duman...
Karıştı, gitti...
Daha da bir bulanıklaştı sanki Dicle!
Beklemedi, koştu Ongözlü'ye anlatmaya!
Seslendiler arkamdan: ''Unut'' diye!
Duymamazlıktan geldim...

3 Nisan 2012 Salı

Ben değil aslında benden ayrı bir ben yanar...

''Ben aslında...'' ile başlayan her cümlenin ''ama''  ile devam etmek zorunda olduğu bulanık günlerdi!
Anlaşılamamaktan nefes alamadığım gri renkteki günler...
Gelirken aklımda ''gitmek'' olmadığından, sandalımı sevdamı ısıtmak için yakmıştım!
Dayanılmaz geliyordu sırt dönmeler...
Müthiş acı veriyordu yok sayılmalar...
Bir akşam üstü düşünmeden attım kendimi denize, çıktım yola;
İki valizim ve gitarımla...
Sevdamdan uzaklara kulaç attım!
Sevdam basitleşiyordu; ben dayanamıyordum! Kaçtım...
Varabilecek miydim?
Önemi yoktu: Çünkü bir yere yetişmiyordum...
''O'' na sorarsan terk ettim!!!
Ama ben sadece anlaşılmak istedim...